insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Aralık 2013 Cumartesi
22 Kasım 2013 Cuma
4 Kasım 2013 Pazartesi
28 Ekim 2013 Pazartesi
19 Eylül 2013 Perşembe
3 Eylül 2013 Salı
Boş arsanın gece bekçisi: Esad ...
Boş arsanın gece bekçisi: Esad ...
Grek kralı Pirus, Roma’ya saldırdığında adeta bir zafer andı içmişti. Amacı ne pahasına olursa olsun zafer kazanmaktı.
Zafer kazandı ama 50 filin desteklediği dev ordusu yok olmuş, şehir halkı katliama uğramış ve harabe haline gelmiş şehirde yanındaki birkaç çapulcu ile birlikte bir başına kalmıştı. “Allah’ım, bana söyle bir zafer bir daha verme” diye yalvardı Pirus. Her şey pahasına kazanmak belli ki kazanmak değildi.
Her şeyini kaybetmesine rağmen kazandığını zannedenlerin zaferidir Pirus zaferi. Neye mi benzer? Bugün Suriye’de Esad’ın sahte zaferine benzer. Kazandığını zanneden ama her şeyini çoktan kaybetmiş olan Esad’ın.
BM Suriye Güvenlik Konseyi tarafından, geçtiğimiz günlerde Suriye ile ilgili olarak verilen istatistikler şok ediciydi. Uzun zamandır gözlerimizin önünde olan katliamın bilançosu bir istatistik olarak verilince, insanlık dramı da birden netleşti.
Verilen istatistiklere göre, Mart 2011’de başlayan çatışmalardan beri 92 bin 901 kişi katledildi. Muhtemelen bu satırları okuduğunuzda bu sayı daha da artmış olacak. Verilere göre, Suriye’de her ay 5000 kişi hayatını kaybediyor. Her gün 6000 kişi komşu ülkelere sığınıyor. Halen Suriye’de bulunan 6 milyon 800 bin insanın acil yardıma ihtiyacı var.
Suriye’de şimdiye kadar 4 milyon 200 bin insan yerlerinden edildi. Bunların ise yarısından fazlası çocuk.
Şimdiye kadar katledilen yaklaşık 100bin kişinin 1700’ü on yaşın altında çocuk. Savaş nedir, öfke nedir, düşmanlık nedir, silah nedir bilmeyen, masum, günahsız çocuklar...
Yazının devamı için --->>> Boş arsanın gece bekçisi: Esad
Grek kralı Pirus, Roma’ya saldırdığında adeta bir zafer andı içmişti. Amacı ne pahasına olursa olsun zafer kazanmaktı.
Zafer kazandı ama 50 filin desteklediği dev ordusu yok olmuş, şehir halkı katliama uğramış ve harabe haline gelmiş şehirde yanındaki birkaç çapulcu ile birlikte bir başına kalmıştı. “Allah’ım, bana söyle bir zafer bir daha verme” diye yalvardı Pirus. Her şey pahasına kazanmak belli ki kazanmak değildi.
Her şeyini kaybetmesine rağmen kazandığını zannedenlerin zaferidir Pirus zaferi. Neye mi benzer? Bugün Suriye’de Esad’ın sahte zaferine benzer. Kazandığını zanneden ama her şeyini çoktan kaybetmiş olan Esad’ın.
BM Suriye Güvenlik Konseyi tarafından, geçtiğimiz günlerde Suriye ile ilgili olarak verilen istatistikler şok ediciydi. Uzun zamandır gözlerimizin önünde olan katliamın bilançosu bir istatistik olarak verilince, insanlık dramı da birden netleşti.
Verilen istatistiklere göre, Mart 2011’de başlayan çatışmalardan beri 92 bin 901 kişi katledildi. Muhtemelen bu satırları okuduğunuzda bu sayı daha da artmış olacak. Verilere göre, Suriye’de her ay 5000 kişi hayatını kaybediyor. Her gün 6000 kişi komşu ülkelere sığınıyor. Halen Suriye’de bulunan 6 milyon 800 bin insanın acil yardıma ihtiyacı var.
Suriye’de şimdiye kadar 4 milyon 200 bin insan yerlerinden edildi. Bunların ise yarısından fazlası çocuk.
Şimdiye kadar katledilen yaklaşık 100bin kişinin 1700’ü on yaşın altında çocuk. Savaş nedir, öfke nedir, düşmanlık nedir, silah nedir bilmeyen, masum, günahsız çocuklar...
Yazının devamı için --->>> Boş arsanın gece bekçisi: Esad
Suriye çözümünde İran ve Türkiye....
Suriye çözümünde İran ve Türkiye....
Üç yıl önce Esad’ın o şaşalı günlerinde, Suriye’nin bu hale geleceği kimin aklına gelirdi ki? Ülkenin harabeye döneceğini, yüz bin insanın can vereceğini, iki milyon insanın başka ülkelerin topraklarında çadırlarda yaşayacağını kim tahmin edebilirdi? Gün gelip de Suriye’yi hangi ülkenin bombalayacağı tartışmasının yapılacağını, bunun ülkelerin meclislerinde oylanacağını kim, nasıl öngörebilirdi?
Bizler bu hafta Amerika’nın Suriye müdahalesi ile ilgili kararlılığını ve Suriye’deki BM denetçilerinin raporlarını takip ederken; bir yandan da Şam yönetiminin destekçisi üç ülkenin tavırlarını yakından izledik: Rusya, Çin ve İran.
BM tasarısını veto eden Rusya, müdahale fikrini her fırsatta eleştirse de olası bir müdahalede taraf olmayacağını açıkladı.
Fakat savaş gemilerini Doğu Akdeniz kıyılarında konuşlandırmaktan geri kalmadı. BM güvenlik konseyinde tasarıya ikinci vetoyu gösteren Çin genelde sessiz, Rusya’nın izinde.
Peki ya İran?
Yazının devamı için -->>> Suriye çözümünde İran ve Türkiye
Üç yıl önce Esad’ın o şaşalı günlerinde, Suriye’nin bu hale geleceği kimin aklına gelirdi ki? Ülkenin harabeye döneceğini, yüz bin insanın can vereceğini, iki milyon insanın başka ülkelerin topraklarında çadırlarda yaşayacağını kim tahmin edebilirdi? Gün gelip de Suriye’yi hangi ülkenin bombalayacağı tartışmasının yapılacağını, bunun ülkelerin meclislerinde oylanacağını kim, nasıl öngörebilirdi?
Bizler bu hafta Amerika’nın Suriye müdahalesi ile ilgili kararlılığını ve Suriye’deki BM denetçilerinin raporlarını takip ederken; bir yandan da Şam yönetiminin destekçisi üç ülkenin tavırlarını yakından izledik: Rusya, Çin ve İran.
BM tasarısını veto eden Rusya, müdahale fikrini her fırsatta eleştirse de olası bir müdahalede taraf olmayacağını açıkladı.
Fakat savaş gemilerini Doğu Akdeniz kıyılarında konuşlandırmaktan geri kalmadı. BM güvenlik konseyinde tasarıya ikinci vetoyu gösteren Çin genelde sessiz, Rusya’nın izinde.
Peki ya İran?
Yazının devamı için -->>> Suriye çözümünde İran ve Türkiye

