çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çözüm etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
9 Ocak 2014 Perşembe
3 Eylül 2013 Salı
Mısır çözümü bizden bekliyor.....
Mısır çözümü bizden bekliyor.....
Kardeşini öldürmenin bir çözüm olacağını sanmıştı Kabil; öldürdü kardeşi Habil’i. Bir karga gösterdi ona cesedi nasıl gömeceğini. Pişman olmuştu Kabil. Cinayetlerin psikolojisini en iyi Kabil’in bu pişmanlığı anlatıyordu aslında. Önce nefsi ona öldürmeyi cazip ve kolay göstermiş, sonra pişman olmuştu.
Sonrasında toplumlar alıştı öldürmeye. Artık pek çoğunun arkasında pişmanlık da yoktu. Silaha sarılanlar öldürmeye daha çok alıştılar. Zor değildi artık can almak. Sıradanlaşmıştı.
Öldürülenlere de alıştı dünya. Onlar, yüzler, binler, yüzbinler... Arap ülkeleri hep şehitleriyle anıldı. Birleşmiş Milletler her yıl bunu sadece birer istatistik olarak vermeye başladı. Ona da alıştılar, kimsenin umurunda olmadı.
Öldürerek, ne haklıyı susturabildiler, ne de haksızı caydırabildiler. Haklı olan, canı pahasına hakkını savunmaya devam etti. Haksız ise daha öfkelendi, daha radikalleşti, daha çok suç işledi. Korkarak caymadı, güçsüzleşip geri çekilmedi.
Bunlar olurken siviller öldü, masumlar öldü, bebekler öldü. Müslümanlar değersizleşti. Dinler birbirine kinlendi. Herkes bir “karşı taraf” aramaya başladı. Olan ise her zamanki gibi hep mazlumlara oldu.
Yazının devamı için --->>> Mısır çözümü bizden bekliyor
Kardeşini öldürmenin bir çözüm olacağını sanmıştı Kabil; öldürdü kardeşi Habil’i. Bir karga gösterdi ona cesedi nasıl gömeceğini. Pişman olmuştu Kabil. Cinayetlerin psikolojisini en iyi Kabil’in bu pişmanlığı anlatıyordu aslında. Önce nefsi ona öldürmeyi cazip ve kolay göstermiş, sonra pişman olmuştu.
Sonrasında toplumlar alıştı öldürmeye. Artık pek çoğunun arkasında pişmanlık da yoktu. Silaha sarılanlar öldürmeye daha çok alıştılar. Zor değildi artık can almak. Sıradanlaşmıştı.
Öldürülenlere de alıştı dünya. Onlar, yüzler, binler, yüzbinler... Arap ülkeleri hep şehitleriyle anıldı. Birleşmiş Milletler her yıl bunu sadece birer istatistik olarak vermeye başladı. Ona da alıştılar, kimsenin umurunda olmadı.
Öldürerek, ne haklıyı susturabildiler, ne de haksızı caydırabildiler. Haklı olan, canı pahasına hakkını savunmaya devam etti. Haksız ise daha öfkelendi, daha radikalleşti, daha çok suç işledi. Korkarak caymadı, güçsüzleşip geri çekilmedi.
Bunlar olurken siviller öldü, masumlar öldü, bebekler öldü. Müslümanlar değersizleşti. Dinler birbirine kinlendi. Herkes bir “karşı taraf” aramaya başladı. Olan ise her zamanki gibi hep mazlumlara oldu.
Yazının devamı için --->>> Mısır çözümü bizden bekliyor
Suriye çözümünde İran ve Türkiye....
Suriye çözümünde İran ve Türkiye....
Üç yıl önce Esad’ın o şaşalı günlerinde, Suriye’nin bu hale geleceği kimin aklına gelirdi ki? Ülkenin harabeye döneceğini, yüz bin insanın can vereceğini, iki milyon insanın başka ülkelerin topraklarında çadırlarda yaşayacağını kim tahmin edebilirdi? Gün gelip de Suriye’yi hangi ülkenin bombalayacağı tartışmasının yapılacağını, bunun ülkelerin meclislerinde oylanacağını kim, nasıl öngörebilirdi?
Bizler bu hafta Amerika’nın Suriye müdahalesi ile ilgili kararlılığını ve Suriye’deki BM denetçilerinin raporlarını takip ederken; bir yandan da Şam yönetiminin destekçisi üç ülkenin tavırlarını yakından izledik: Rusya, Çin ve İran.
BM tasarısını veto eden Rusya, müdahale fikrini her fırsatta eleştirse de olası bir müdahalede taraf olmayacağını açıkladı.
Fakat savaş gemilerini Doğu Akdeniz kıyılarında konuşlandırmaktan geri kalmadı. BM güvenlik konseyinde tasarıya ikinci vetoyu gösteren Çin genelde sessiz, Rusya’nın izinde.
Peki ya İran?
Yazının devamı için -->>> Suriye çözümünde İran ve Türkiye
Üç yıl önce Esad’ın o şaşalı günlerinde, Suriye’nin bu hale geleceği kimin aklına gelirdi ki? Ülkenin harabeye döneceğini, yüz bin insanın can vereceğini, iki milyon insanın başka ülkelerin topraklarında çadırlarda yaşayacağını kim tahmin edebilirdi? Gün gelip de Suriye’yi hangi ülkenin bombalayacağı tartışmasının yapılacağını, bunun ülkelerin meclislerinde oylanacağını kim, nasıl öngörebilirdi?
Bizler bu hafta Amerika’nın Suriye müdahalesi ile ilgili kararlılığını ve Suriye’deki BM denetçilerinin raporlarını takip ederken; bir yandan da Şam yönetiminin destekçisi üç ülkenin tavırlarını yakından izledik: Rusya, Çin ve İran.
BM tasarısını veto eden Rusya, müdahale fikrini her fırsatta eleştirse de olası bir müdahalede taraf olmayacağını açıkladı.
Fakat savaş gemilerini Doğu Akdeniz kıyılarında konuşlandırmaktan geri kalmadı. BM güvenlik konseyinde tasarıya ikinci vetoyu gösteren Çin genelde sessiz, Rusya’nın izinde.
Peki ya İran?
Yazının devamı için -->>> Suriye çözümünde İran ve Türkiye

