suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
suriye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Eylül 2013 Salı

AYLİN KOCAMAN: AMERİKA'NIN SURİYE'Yİ VURACAĞIZ AÇIKLAMASI HAKKINDA ÖNEMLİ TESBİTLER

TÜRKİYE RESTE HAZIR ...

TÜRKİYE RESTE HAZIR ..




Türkiye’nin güneydoğu sınırı yani Suriye uzun zamandır hareketli. Sınırda yeni bir çatışma haberi ise birkaç gün önce geldi. Üç farklı grubun adı geçiyordu. Özgür Suriye Ordusu, El Kaide’nin uzantısı olan El Nusra ve Kürt kökenli örgüt PYD.

Manzaraya bakıldığında durum hayli ilginçti. Katliamları iki yılı aşan Esad’a karşı birleşmiş muhalif gruplar da kendi aralarında çatışmaya başlamışlardı. Sanki harabeye dönmüş Suriye’ye bu kadarı yetmemiş gibi.

Türkiye, güneydoğu sınırında yaşanan bu çatışmalardan yara aldı. Ceylanpınar kasabası mermilerin hedefiydi. İnsanların evlerine, işyerlerine mermiler isabet ediyordu. Hayat durdu, işyerleri kapandı. Türk Silahlı Kuvvetleri saldırılara karşılık verdi. Türkiye daha önce de isabet almış ve iki kere Suriye’ye karşılık vermişti. Yeni değildi bu karşılıklı atışmalar.

Savaş uçağımız Suriye tarafından düşürüldüğünde, tüm kışkırtmalara rağmen sakindi Türkiye. Ama şu an değildi. Türk Dışişleri Bakanı: “Bundan sonra anında cevap verilecektir” diye sert bir çıkış yaptı. Belli ki durum bu defa farklıydı. Devam ediyordu Davutoglu: “Emri vakiyle gelişecek herhangi yeni bir durum, çok daha olumsuz neticeler doğmasına sebep olacak.”


Yazının devamı için --->>> TÜRKİYE RESTE HAZIR

AYLİN KOCAMAN: SURİYE'DE KULLANILAN KİMYASAL SARİN GAZI HAKKINDA BİLGİLER

Suriye: hangi silah hangi yanlış ellerde? ......

Suriye: hangi silah hangi yanlış ellerde? ......



Defalarca seyrettim Suriye’deki çırpınan çocukların görüntülerini. Anlamaya çalıştım, ruh sahibi bir insan buna nasıl izin verebilir? Sonra dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen seslere, analizlere, yorumlara kulak verdim. Kimi için dehşet vericiydi. Fakat kimi önem bile vermiyordu. Ortadoğu’ydu nasılsa. Orada Müslümanlar hep ölürdü zaten... Çocuktu, kimyasal silahtı ne fark ederdi ki?

İnsanlığı tüketmek zordur. İnsanlığın tükenmesi için önce nefret gerekir. Nefret ise kolaydır. “Nefret et, kendini koru”; “nefret et, dinini koru”; “nefret et, soyunu koru”; “nefret et, karşındakini ez ve güçlen”... Ve insanlık tükenir. İnsanlık tükendiğinde ise, alabileceğiniz tedbir çok azdır. Çırpınan çocuklara bakar durursunuz... Tıpkı bütün dünyanın şu anda Suriye’ye bakıp durduğu gibi...

Kimyasal silah, Suriye trajedisinin korkunç bir parçası. Fakat bu trajedi yüz binden fazla kişinin öldüğü ülkede üç yıldır yaşanıyor. Kırmızı çizgi aşılalı bir hayli zaman geçti. Kimyasal silah kullanımı elbette insanlık suçu. Fakat üç yıldır bombalanan evlerde de çocuklar, siviller öldü. Bombalı katliamlara alıştık mı yoksa? Onlar insanlık suçu değil de, artık hayatımızın bir parçası mı?

Yazının devamı --->>> Suriye: hangi silah hangi yanlış ellerde?

Suriye çözümünde İran ve Türkiye....

Suriye çözümünde İran ve Türkiye....



Üç yıl önce Esad’ın o şaşalı günlerinde, Suriye’nin bu hale geleceği kimin aklına gelirdi ki? Ülkenin harabeye döneceğini, yüz bin insanın can vereceğini, iki milyon insanın başka ülkelerin topraklarında çadırlarda yaşayacağını kim tahmin edebilirdi? Gün gelip de Suriye’yi hangi ülkenin bombalayacağı tartışmasının yapılacağını, bunun ülkelerin meclislerinde oylanacağını kim, nasıl öngörebilirdi?

Bizler bu hafta Amerika’nın Suriye müdahalesi ile ilgili kararlılığını ve Suriye’deki BM denetçilerinin raporlarını takip ederken; bir yandan da Şam yönetiminin destekçisi üç ülkenin tavırlarını yakından izledik: Rusya, Çin ve İran.

BM tasarısını veto eden Rusya, müdahale fikrini her fırsatta eleştirse de olası bir müdahalede taraf olmayacağını açıkladı.

Fakat savaş gemilerini Doğu Akdeniz kıyılarında konuşlandırmaktan geri kalmadı. BM güvenlik konseyinde tasarıya ikinci vetoyu gösteren Çin genelde sessiz, Rusya’nın izinde.

Peki ya İran?

Yazının devamı için -->>> Suriye çözümünde İran ve Türkiye

23 Eylül 2012 Pazar

The Persecution in Burma Stems, Not from Buddhists, but from the Darwinist Mindset


The struggle between believers and non-believers has persisted throughout the course of history. All the conflict and ideological differences in the world are based on the intellectual and ideological struggle between these two poles. Those who espouse the true religion and say, “Allah is One,” and who seek to install the fine moral values brought with them by the true faiths have always been faced by a diametrically opposed force. If there is violence and savagery somewhere this comes from these anti-forces’ intolerance of the supporters of the true faith. However, there is one very important detail that needs to be noted here. These forces of opposition sometimes appear in the guise of adherents of a religion. But this is a deception. No adherent of a true faith can ever support savagery and barbarity. If someone spreads savagery, hates everything or carries out terrorist actions and killings, then he is literally irreligious. The fact it says he is Muslim, Christian or Jewish on his ID papers does not mean he is at all religious.